|
Uyuşturucu
İsmi
üzerine "uyuşturucu...".
Oysa vatanımızın, milletimizin ve
ailelerinizin akıl ve mantığıyla hareket eden berrak ve
uyuşmamış beyinlere ihtiyacı vardır.
Uyuşturucular; bugünümüzü ve yarınınızı
karartan, sizi kendi benliğinizden ve milli
kültürünüzden koparan bir felakettir.
Benliğinden ve öz kültüründen kopmuşluk da sizi
bunalıma ve cemiyetin dışına iter. Bu itilmişlik ise
bedeni varlığınızın yok olmasına kadar gidebilir.
Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha
sonra gelen alkol alışkanlığı ve bir üst derecesi olan
bağımlılığı bataklığa düşmenin habercisidir. İnsanı
insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamaksa alkolle
birlikte cinsi sapıklığı, fuhşu, uyuşturucu
bağımlılığını, frengi ve çağımızın en korkunç hastalığı
olan AIDS'ı getirmesi kuvvetle muhtemeldir.
Biliniz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlaki
değerler geçersizdir. Ahlakın geçersiz olduğu ortamlarda
bütün değer hükümleri tersine dönmüş, maddi ve manevi
dengeler bozulmuş, sorumluluklar yitirilmiştir. Siz bu
ortamda ancak, uyuşturucu tacirlerinin kazanç kapısı
olursunuz.
Uzmanlarca yapılan araştırmalara
göre; AIDS ile uyuşturucu ortamlarının ve uyuşturucu
kullanımı arasında doğrudan veya dolaylı bir ilişki
mevcuttur.
Büyük çoğunlukla siz gençlerin
kullanımına sunulan, cazip gösterilen uyuşturucu
maddeler; AIDS'e çeşitli hastalıklara, genç yaşta
ölümlere sebep olmaktadır.
Doğru, dürüst ve
çalışkan olmaya çalışın. Kendinize bir hedef belirleyin.
Enerjinizi o hedefe varmak için kullanın.
Herkesin bir zayıfı ve zayıf yanı mutlaka
vardır. Önemli olan bunu bilmek ve onun esiri
olmamaktır.
Çocuklarınızı uyuşturucu kullanımına
karşı korumak sizin en büyük görevinizdir. Bu görevi
yapmak, topluma ve geleceğinize karşı sorumluluklarınızı
yerine getirmeniz demektir.
İçki, uyuşturucu,
kumar, şans oyunları, sapıklık, fuhuş, evden kaçma, gibi
faaliyetlerin tümünü besleyen, ortaya çıkaran ortama
uyuşturucu kültürü denir.
Yarınlarınızın bu
ortama düşmemesi için; çocuklarınızın kimlerle
arkadaşlık yaptığını ve verdiğiniz paraları nee
kullandıklarını iyi kontrol etmelisiniz.
Çocuklarınızı sigara ve alkolden uzak tutmalı,
anları ikram vasıtası olarak kullanmamalısınız.
Çocuklarınıza ahlak bakımından iyi örnek
olmalısınız.
Çocuğunuzun kişilik kazanmasına
yardımcı olup, onların kendilerine güvenini
sağlamalısınız.
Kuvvetli iradeye sahip olmaları
için rehber olmalı, sizin isteğiniz konularda başarılı
olamaya bileceklerini düşünerek başarılı olabilecekleri
alanı bulmalarına yardımcı olmalısınız.
Çocuklarınızın meseleleriyle yakında ilgilenip,
onlara yeterli zaman ayırmalı, şefkat ve merhamet
göstermelisiniz.
Çocuklarınızın baba şefkati ile
otoritesini benliklerinde aynı oranda hissetmelerini
sağlayacak özen ve dikkati göstermelisiniz.
Çocuklarınıza iyi bir terbiye vermelisiniz.
Onları, mili ve manevi konularda aydınlatmalısınız. Bu
anlatımınız onların uyuşturucudan uzak durmalarını
sağlayacaktır.
Çocuklarınızın, uyuşturucu
batağına yuvarlanmalarına vesile olabilecek kötü
örneklerin ve özendiricilerin yuvalandığı birahane,
meyhane, diskotek, kahvehane gibi yerlerden uzak
tutmalısınız.
Uyuşturucuya götüren sebeplerin
başında gelen alkolden uzak durmalarını ve bu kötü
alışkanlığa düşmemelerini sağlamalısınız.
Bütün
uğraşlarınıza rağmen uyuşturucunun pençesine düşen
çocuklarınızın kurtulmalarına destek olmalı, gerekli
tedavilerinin yapılması hususunda yardımcı olmalısınız.
Uyuşturucu kullanan çocuklarınızda,
arkadaşlarını değiştirme, sık sık geç kalmak; yalan
söylemek, yeni yeni arkadaşlar edinmek, aşırı para
harcamak gibi bazı değişiklikler olacaktır.
Yorgunluk bitkinlik, sinirlilik gibi hallerinde
uyuşturucu kullanabileceklerinden şüphelenerek sebebini
araştırmalısınız.
Uyuşturucu kullandığını tespit
etmeniz halinde; önce kötü arkadaş grubundan ayırmalı,
uzman psikiyatr islerin önerileri doğrultusunda
tedavilerini sağlamalısınız.
Sevgili
anne ve babalar..!
Biliyoruz, öğüt
vermek kolay, ama siz gene de gayret etmelisiniz... Önce
çocuklarınız üzerinde şefkat ve merhamete dayalı otorite
kurmalısınız. Daha sonra da çevrenizde olanlarla
ilgilenmelisiniz. Çevrenizdeki bu tür olayları
gördüğünüzde mutlaka 155 POLİS İMDAT
telefonuna bildirmelisiniz.
ÇOCUK VE
GENCE ÖRNEK OLMA
Çocukların hergün
karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve
ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir
rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar
için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin
öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım
konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup;
çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve
davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri
uygulamaktadır.
Toplumda, anne baba başta olmak
üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde
kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve
gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır.
Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak
kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden
erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak
kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer
maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne
babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık
yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri
davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha
etkin olmaktadır.
Bu nedenle, anne babaların,
kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve
davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir.
Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu
maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere
gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki
güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem
taşımaktadır.
Çocuklar, anne babanın
davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın
birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine
örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın
davranışlarını kopya ederler.
AİLE İÇİ
EĞİTİM
Eşler arasındaki ilişkilerin her
zaman çok pürüzsüz olması beklenemez. Zaman zaman
sürtüşme, anlaşmazlık ve tartışmalar da olması doğaldır.
Önemli olan, anlaşmazlıklar karşısında, eşlerin olaya
yaklaşımları, birbirlerine karşı davranışları ve çözüme
ulaşmada izlenen yolların nasıl
olduğudur.
Anlaşmazlıklarda eşlerin karşılıklı
oturup konuşabilmesi, her iki tarafın da
kabullenebileceği bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem
taşımaktadır. Hiç sorun yokmuş casına olayları görmezden
gelip sahte bir uyum içinde yaşıyor olmak, hep birinin
boyun eğmek zorunda sağlıksız bir ilişki biçimini
sürdürmek, sorunların çözümünde çocuklara sarılmak ya da
çatışmayı onların üzerine yansıtmak sağlıksız iletişim
modelleridir.
Çocukların eğitiminde eşlerin
beklentileri, istekleri, rolleri, sorumlulukları,
yönlendirmeleri, eğitime yaklaşım biçimleri kuşkusuz
birbiriyle tümüyle aynı paralelde olmayabilir. Ancak,
temel konulardaki eğitim anlayışında, tutarlı ve uyumlu
bir birlikteliğin sağlanması çocuklar adına önem
taşımaktadır.
ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, SORUMLU,
SINIRLARINI BİLEN, GÜVENLİ ÇOCUK YETİŞTİRME
Madde bağımlılığı tehlikesi ile ilgili
olarak anne babaların bilmesi gereken önemli
özelliklerden biri; çocukları ve gençleri bağımsız
olarak yetiştirebilmenin, onları madde bağımlılığından
uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri
olduğudur.
Maddeler, ancak kullanıldığında
bağımlılık yaratırlar. Bağımlılık yapan maddelerin tümü
ortadan kaldırılması mümkün olmayacağına göre; kişinin
bu maddeleri kullanmama gücünün gelişmiş olması en temel
özellik gibi görünmektedir. Kişinin madde kullanması
için, maddeye hayır deme gücünün olmaması ve madde
kullanımı konusunda önceden istekli olması gerekir. Bir
başka deyişle, maddeye hayır diyemeyen ve kendisiyle
ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelişmemiş olan
kişilerde maddeye alışma tehlikesi çok daha fazla olduğu
söylenebilir.
Çocuklara sorumluluk duygusunu
verebilmek, onları madde bağımlılığından uzak
tutabilecek en önemli unsurdur.
Çocukları
bağımsız olarak yetiştirmenin ne olduğu; onlara güven ve
bağımsızlık duygusunu kazandıran bir eğitim yaklaşımının
nasıl olacağı soruları hep akla gelmektedir.
Bunu
anlayabilmek için, çocukların, kendilerine özgübir
özgürlük ve serbestlikleri olması; ancak her şeyde
olduğu gibi, bu özgürlüğünde sınırlarının iyi
tanımlanması gerektiği bilinmelidir.
Çocukların
kendilerine güvenebilmeleri, kişilik sahibi olabilmeleri
için yalnız başlarına, anne-babasız hareket
edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadır.
Anne-babaya düşen görev, çocuklarına bu serbest alanda
yol göstermek; ancak bu serbestliğin sınırlarını da açık
olarak belirlemektir.
Bu nedenle; çocukların
belirli konularda; yaşlarına uygun olarak ve kendi
başlarına serbest hareket edebilmeleri, onların kendi
davranışlarını kontrol edebilmeleri için çok
önemlidir.
Çocuk kendi başına bir karar
verdiğinde; bu kararın kendi yaşamı üzerindeki etkileri
konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir
riske girecektir. Bu risk ona ağır gelse bile, sonuçta
kendisine bazı deneyimler kazandıracaktır. Kendi verdiği
kararlar sonucu çocuğun olumlu şeyler elde etmesi, ona
verdiği kararın doğru olduğunu öğrenecek; olumsuz şeyler
yaşaması ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler
için katkıda bulunmasına sağlayacaktır. Bu deneyimler
sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun
gelişmesinde önemli adımlar olarak
düşünülmektedir.
Bağımsızlık ve kişisel
sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavaş yavaş
ve alıştırmalarla verilebilir.
Hangi yaşta olursa
olsun, herkesin belirli sınırlara gereksinimi
vardır. Hem toplumsal yaşantıda uyumlu olabilmek, hem
kişisel iç huzuru ve dengeyi sağlayabilmek için; kişinin
belirli sınırlarının olmasına gerek vardır. Bu sınırlar,
kişisel bütünlüğü koruyabilmek ve başkalarıyla
iletişimde açık ve net olabilmek için de gereklidir. Bu
sınırlar aynı zamanda, kişinin kendini hangi alanlarda
ve nereye kadar geliştirebileceğinin da bir ölçüsü gibi
düşünülebilir. Çocukların sınırları, önce anne baba
olmak üzere çevre ve toplum tarafından belirlenmektedir.
Aile, okul, meslek eğitimi, maddi durum, ev durumu gibi
aileye değişen etkenler yanı sıra; alienin çocuk
yetiştirme biçimleri, tüm alanlarıyla eğitim ve öğretim,
toplumdaki sosyal ve kültürel değer yargıları da bu
sınırların belirlenmesinde çok önem taşıyan
değişkenlerdir.
Çocukların sınırlarının nasıl ve
ne oranda olması gerektiği aile tarafından
belirlenirken; kuşkusuz, çocuğun kendinden getirdiği
yaratılış özellikleri de bunda etkili
olmaktadır.
Daha bebeklikten başlayan bu
sınırlar, çocuğun gereksinimleri ve ailenin tutumuna
göre, her yaş için farklı düzey ve biçimde olmak üzere
yeniden ayarlanmalıdır.
Çocuk ve gencin
sınırları; "esnek ama gevşek değil", "belirli ama katı
değil", " tutarlı ama değişmez değil", "yaptırımı olan
ama zorlayıcı değil" nitelikte olmalıdır. Kuşkusuz, bu
sınırların belirlenmesine, çocuk ve gencin
gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli;
gelişen topluma göre güncel değerler göz önüne alınmalı;
çocuk ve gencin de bu oluşumda payının olmasına dikkat
edilmelidir.
Çocuğa belirlenen sınırların çok
geniş ve gevşek olması; bir anlamda "sınır olmaması"
anlamına gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek
yaşamda neyi, ne zaman, nee, nasıl yapacağını
öğrenmemekte; davranışlarını ayarlama ve kontrol
edebilmeyi becerememekte; gerçek yaşamdaki ilişkileri
tam anlamıyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla
olan ilişkilerini ayarlayamamakta; kendi sınırlarının
nee bittiği ve başkalarının özğürlüğünün nee
başladığını kestirememekte; sosyal uyum ve iletişimde
ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bunun
tersine, çocuğa gereksiz engellemeler ve yasaklardan
oluşan bir sınır belirlenmesi; "çocuğun kişiliğinin
aşırı sınırlanması" demektir. Bu durum, çocuk ve gencin
yaşam becerilerinin gelişmesinde engelleyici rol
oynamakta; güvensizlik, karamsarlık ve kuşku duyguları
ve bunların neden olduğu yeni psikososyal sorunlara yol
açmaktadır.
Sınır ve sorumlulukların kesin olarak
belirlenmediği, anne baba arasında belirgin tutum
farklılıkları olduğu, aynı konuda farlı zamanlarda
farklı sınırların söz konusu olduğu durumlar;
"belirsizlik, tutarsızlık ve güvenilmezlik" olarak
değerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve
genci, kendi davranışlarını ayarlama, karar verme ve
sorumluluk almada sorun yaşamasına neden
olacaktır.
Anne babalar için önemli
cümleler:
Çocuk ve genç, Duygusal açıdan
Sevgi, ilgi, yakınlık, onaylama, Saygı
görme, önem verilme, Övgü alma,
cesaretlendirme, kendini özgürce
anlatabilme, Belli sınırlar içinde bağımsız
davranabilme, Sağlıklı bir ortamda büyüyüp
gelişme, Uygun biçimde eğitilme, Umut ve
beklentilerinin desteklenmesini
ister.
Çocuk ve genç Anne
baba davranışlarını görerek öğrenir, Anne babayı
kendine örnek alıp taklit eder, Anne babanın
birbirlerine karşı davranışlarını gözler, Sorun
çözümünde anne babadan gördüklerini
yapar.
Çocuk ve genç, Anne
babanın ona zaman ayırmasına gereksinim duyar, Ailede
olumsuz ilişkiler varsa onarılmasını
ister, Sorumlulukları üstlenmede yol gösterilme ve
destek arar.
Çocuk ve
genç, Çocuk ve gence sorumluluk duygusunu
verilmelidir, Çünkü, sorumluluk duygusu madde
bağımlılığından uzak olabilmedeönemli bir unsurdur.
Anne babanın, çocuk eğitiminde
unutmaması gereken bazı cümleler, madde kullanımı
konusunda da geçerli olup; yaklaşımın da dikkate
alınmaları gereken bazı cümleler vardır
Tedaviye Yönlendirmede Temel
YaklaşımlarAlkol/Madde kullanan kişi, sorunun varlığını
inkar etme eğilimindedir.Bir şey söylemek yerine, aktif
biçimde çok iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kişinin yaşamı
üzerindeki olumsuz etkilerinin neler olduğunu
farketmesini sağlamak,Tartışmadan
kaçınmak,Yargılamamak,Kendine güvenmesini sağlamaya
çalışmak,Onu olduğu gibi kabul etmek, Alkol/Madde
kullanımıyla ilgili sorunların sorumluluğunu ona
bırakmamak; kendi kararlarını vermesini
desteklemek.
ÇOCUK VE GENÇTE MADDE
KULLANIMINI DÜŞÜNDÜREN BELİRTİLER:
Ergenlik dönemi, puberte ile başladığı,
gencin kendi ekonomik bağımsızlığının kazandığı yaşlara
kadar sürdüğü kabul edilen bir gelişim dönemidir.
Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hızlı
değişimlerin yaşandığı bu cağ; kendine özgü bazı
özellikler taşımaktadır. 10' lu yaşların başından, 20'li
yaşların başı ya da ortasına kadar uzayabilen bu
dönemde; bir çocuğu yetişkin hale gelmesi söz
konusudur.
Her çocuk ve gencin kendine özgü
biçimde yaşadığı bu dönemde, bireysel ruhsal
bağımsızlığın kazanılması, uygun ve tutarlı akran
ilişkilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun
şekillenmesi, geleceğe yönelik planların oluşturulması,
karşı cinse ilişkin tutum ve davranışların tutarlı hale
gelmesi, iş ve meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum
değer yargılarının harmanlanıp kişinin kendine özgü bir
değerler sistemi oluşturulması, ekonomik bağımsızlın
sağlanması, davranışlarının sorumluluğunu üstlenir hale
gelebilmesi gibi bir çok görev
beklenmektedir.
Ergenlik döneminin uzun zaman
sürmesi yanısıra, ergenden beklenen görevlerin
çeşitliliği ve zorluğu; bu dönemde ergenlerin bazı
sorunlar yaşamasına yol açabilir. Bu dönemin kendine
özgü ruhsal ve davranışsal özellikleri, duygusal
çalkantıları, uyum güçlükler, kimlik sorunları,
bocalamaları,otoriteyle çatışmaları çoğu kez büyük
sarsıntılara neden olmaksızın çözülür. Ancak bazı
ergenler için, bu özellikler, ciddi ve ağır biçimde
sorun yaşanmasına neden olabilir. Madde kullanımı da bu
ciddi sorunlar arasında sayılmaktadır.
Ergenlik
döneminin olağan gelişimsel çalkantılar arasında;
derslerdeki başarısında dalgalanmalar, aileyle çatışma
ve aile yaşamından uzaklaşma isteği, ruhsal yönden
duygusal ve davranışsal sorunlar gösterme, ilgi ve
isteklerinde kararsızlık ve değişkenlik, okul ya da
meslek eğitimine ilişkin sorun ve bocalamalar yerini
değiştirme gibi önemli kararlar söz konusu
olabilir. Çocuk ve gençlerde, madde bağımlılığının
başlangıcını gösteren kesin bir işaret yoktur.
Ergenliğin olağan duygusal sorunları ya da başka ruhsal
bozuklukların da benzer belirtilere yol açabileceği
akılda tutulmalı; ancak, ergende madde kullanımı
kuşkusunu akla getirebilecek bazı ciddi davranış
değişiklikleri gözden kaçırılmamalıdır. Bu belirtilerin
ciddiyetinin değerlendirilmesi, başka ruhsal sorunlarla
ayırıcı tanının yapılması, çözüm önerileri ve tedavi
yaklaşımı; madde kullanımı konusunda özelleşmiş
çocuk/ergen psikiyatristleri ve erişkin
psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alanı
içindedir
Sevgili
Gençler!
Sizin ve geleceğinizin en büyük
düşmanı sigara, alkol ve uyuşturucudur. Birahane,
diskotek, meyhane ve benzeri mekanlar uyuşturucu
kullanımı ve dağıtımı için uygun mekanlardır. Bu
mekanlardan uzak durunuz. Merak için gitmek zorunda
kalırsanız bile dikkatli olunuz, tuzaklara düşmeyiniz.
Uyuşturucular, sizi milli ve manevi
değerlerinizden koparır, cemiyete uyum sağlayamayan
kavgacı, sinirli ve uyumsuz insan haline getirir. Bu da
içinde yaşadığınız cemiyetten soyutlanmanıza ve batağa
iyice saplanmanıza sebep olur.
Düşünün!
Sizler bizim geleceğimizsiniz. Büyük önder ATATÜRK bile
Cumhuriyeti ve İstikbali sizlere emanet etmedi mi? Onu
korumak ve kollamakla yükümlü kılınmışsınız. Pekii ! Bu
koruma ve kollama eylemini uyuşmuş beyinlerle yapmanız
mümkün mü? Cemiyetten soyutlanmakla Cumhuriyeti
korumanız ve kollamanız mümkün mü?
Kötü
örneklerin hayatlarına, parıltılı ve sahte yaşantılarına
aldanmayın. Onlar, Cumhuriyetin kollayıcısı olan sizleri
bu görevden alıkoymak için canla, başla çalışan
düşmanlarınızdır. Soğuk savaşın çirkin bir anlayışı
olarak, sizleri önce uyuşturucuya iten ortamları
hazırlayarak dejenere edip, sonrada öldürücü
alışkanlıklarla imhaya yönelen guruplar mafya adı
altında örgütlenmiştir.
Sizin örnek aramaya,
hele hele kötü örneklere sarılmanıza gerek yoktur.
Çünkü; Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir mürşidiniz (Yol
göstericiniz) vardır.
Ne Yapmalısınız?
Öncelikle uyuşturucu kullanımına yol
açan ortamlardan uzak durmalısınız.
Kötü
örneklerden (İdoller) kaçınmalı, onların parıltılı ve
şaşalı yaşantılarına aldanmamalısınız.
Uyuşturucu kullanımına başlamanın en büyük
sebeplerinden olan deneme isteğinden kendinizi uzak
tutmalısınız.
Size bedava uyuşturucu teklif eden
"bir kere kullanmadan bir şey olmaz" diyenlere
kanmamalısınız.
Sorunlarınızın çözümü uyuşturucu
kullanımıyla sağlanmaz. Uyuşturucuya sığınmamalısınız.
Çevrenizdeki arkadaşlarınızda uyuşturucu
kullanımına zemin hazırlayan ortamlardan uzak
tutmalısınız.
Enerjinizi milli ve manevi
değerlere sosyal faaliyetlere yönetmelisiniz.
Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan
çıkarmamalısınız.
Sevgili Gençler!
Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz
büyükleriyle paylaşınız.
Sizin en yakın dostunuz
sizin için her şeyini fedaya hazır aile büyüklerinizdir.
Onlara karşı dürüst olunuz. Onlardan hiçbir şeyinizi
gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.
Problemlerinizi
anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız.
Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan
korkmayınız. Kimin problemi yok ki? El birliğiyle her
şey çözülür.
Uyuşturucu ÇÖZÜM değil
ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR.
|